Fetih Hescidi (El Cemum) Merru Ezzehran

Adsız00lş

Rasûlüllah (s.a.s.), Hicretin 8’inci yılı, Ramazan’ın 10’uncu Pazartesi günü 10 bin kişilik muazzam bir ordu ile Medine’den çıktı. (1 Ocak 630) Yolda katılan birliklerle, ordunun sayısı daha sonra 12 bine yükselmişti.O gün Rasûlüllah (s.a.s.) ve ashâbı oruçluydu. Yola çıktıktan sonra oruçlarını bozdular. Rasûlüllah (s.a.s.)’ın amcası Abbâs Müslüman olmuş, fakat Müslümanlığını gizliyerek Mekkede müşrikler arasında kalmıştı. Böylece Mekke’deki haberleri gizlice Rasûlüllah (s.a.s.)’e ulaştırıyordu. Artık Mekke’de yapılacak iş kalmamıştı. Hîcret için Mekke’den çıktı, fakat yarı yolda Fetih Ordusuyla karşılaştı. Eşyâsını çocuklarıyla Medine’ye gönderip O da orduya katıldı. Rasûlüllah (s.a.s.) Abbâs’ın gelişinden memnun oldu. – Peygamberlerin sonuncusu ben oldum, muhâcirlerin sonuncusu da sen; diye iltifatta bulundu. Mekke’ye bir konak (yaklaşık 16 km.) mesâfede “Merru’z-zahrân” denilen yerde karargâh kuruldu. Rasûlüllah (s.a.s.), ortalık kararınca burada ordu mevcûdunun sayısınca ateş yakılmasını emretti. Böylece, ordunun haşmetini Kureyş’e göstermek istiyordu. Yollar iyice tutulduğu için, İslâm ordusu Merru’zahrân’a gelinceye kadar Mekkeliler hiç bir haber alamamışlardı. Müslümanların yaklaştığını duyunca ne yapacaklarını şaşırdılar. Ebû Süfyân durumu anlamak, Müslümanlar hakkında bilgi edinmek istiyordu. Yanına bir kaç kişi alarak, Mekke’den çıktı. Uzakta yanmakta olan ateşler, hacıların, Arafatta arefe gecesi yaktıkları ateşlere benziyordu. Merakla ateşlere doğru ilerledikleri sırada Rasûlüllah (s.a.s.)’ın muhâfızları tarafından yakalanarak Peygamber Efendimizin huzûruna getirildiler, Rasûlüllah (s.a.s.)’a karşı en çok kin besleyen Mekke’nin resi Ebû Süfyân burada müslüman oldu. Artık Mekke fethedilmiş demekti. Belki hiç mukavemet görülmeyecekti. Hz. Abbâs: – Yâ Rasûlallah, Ebû Süfyân övünmeyi sever, iftihâr edebileceği bir lütufta bulunsanız, demişti. Rasûl-i Ekrem: – Her kim Ebû Süfyân’ın evine girerse, emniyettedir. Her kim kendi evine kapanır, ordumuza karşı koymazsa, emniyettedir. Her kim Harem-i Şerîf’e girerse, emniyettedir. Ebû Süfyân bunu ilân etsin, buyurdu.(322) Daha dün, İslâm düşmanlarının lideri olan kişi, bugün Rasûlüllah’ın emirlerini tebliğ etmekle iftihâr edecek, şeref kazanacaktı. Merru’z-zahrân’dan hareket edileceği sıra Rasûlüllah (s.a.s.) Hz. Abbas’a: – Ebû Süfyân’ı yolun dar bir yerine götür, İslâm ordusunun ihtişâmını görsün, diye emretti. Hz. Abbâs, Ebû Süfyân’ı, ordunun geçeceği dar bir geçit yerine oturttu. Mücâhidler sırayla alay alay Ebû Süfyân’ın önünden geçtikçe Ebû Süfyân’ın yüreği burkuluyor, geçen her kafilenin hangi kabîle olduğunu soruyordu. Hz. Abbâs: – Bunlar Gıfâr kabîlesi, şunlar Cüheyne.. diye geçen kabîleleri bir bir anlattıkça Ebû Süfyân: – Şaşılacak şey, bunlarla benim aramda ne düşmanlık var ki , buraya kadar gelmişler, diye hayretini ifâde ediyordu. Bir ara: – Yâ Abbâs, kardeşinin oğlunun saltanatı ne kadar da büyümüş, dedi. Hz. Abbâs: – Hayır, bu saltanat değil, nübüvvettir, diye cevâp verdi. Nihâyet, Ebû Süfyân’ın daha önce benzerini görmediği bir birlik geçti. Bunlar, ensârdı. Başlarında Sa’d b. Ubâde sancağı taşıyordu. Son gelen birlik, sayıca hepsinden azdı. Bu birlikte Rasûlüllah (s.a.s.) ile ensar ve muhâcirlerden en yakın arkadaşları vardı. Rasûlüllah (s.a.s.)’in sancağını Avvâm oğlu Zübeyr taşıyordu. Ensâr alayı, Uhud ve Hendek Savaşları’nda müşrik ordusunun başkomutanı Ebû Süfyân’ın önünden geçerken Sa’d b. Ubâde: – Ey Ebû Süfyân, bugün en büyük kıtal günüdür, bu gün Kâbe’de kan dökmenin helal kılındığı gündür, demişti. Ebû Süfyân Sa’d’ın sözlerini Rasûlüllah (s.a.s.)’a nakletti. Hz. Rasûlüllah (s.a.s.): – Sa’d yanlış söylemiş, bugün Cenab-ı Hakk’ın Kâbe’yi yücelteceği gündür. Bugün Kâbe’nin tevhid elbisesine bürüneceği gündür, buyurdu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir