ZÜLMECÂZ PANAYIRI

1

ZÜLMECÂZ

(Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, III, 3-7). Ekonomik öneminin yanı sıra edebî ve kültürel yönden de ehemmiyet arzeden Zülmecâz, özellikle şairleriyle ünlü Hüzeyl kabilesinin topraklarında kurulduğundan İslâm öncesi Arap şiirlerinde buradan söz edilmektedir.

Zülmecâz panayırı gerek Mekke yakınlarında kurulması, gerekse kurulduğu bölgenin sakinleriyle Hüzeyl kabilesi arasındaki yakın akrabalık ve komşuluk ilişkilerinin getirdiği emniyet dolayısıyla Mekke tâcirleri için Ukâz’dan sonra ikinci önemli panayır sayılmaktaydı. Zira “îlâf” adı verilen ticaret antlaşmalarıyla ticarette belli bir yer edinen Kureyşli tâcirler, burada diğer bölgelerden temin ettikleri ticarî


ürünlerini satabildikleri gibi Arap kabilelerinin beraberlerinde getirdikleri çeşitli ürünleri Suriye ve Irak’a götürerek bölge halkının ihtiyacı olan ticarî emtia karşılığında satma fırsatı bulmaktaydı. Dûmetülcendel, Muşakkar, Suhâr, Debâ, Aden ve San‘a gibi belli bir kabilenin veya siyasî hâkimiyetin nüfuzu altında bulunan Arap panayırlarına katılanların ticaret vergisi (uşûr) ödediğini bildiren kaynaklarda Zülmecâz panayırının, topraklarında kurulduğu Benî Hüzeyl’e herhangi bir vergi ödendiğinden bahsedilmemektedir.

Bu panayırın ilk devir İslâm tarihindeki önemi, Hz. Peygamber’in Kureyş dışındaki Arap kabilelerine İslâm’ı tebliğ etme fırsatı bulmasıydı. Nübüvvetin dördüncü yılında İslâm’ı açıkça tebliğ etmeye başladıktan sonra diğer Arap kabilelerine de ulaşabilmek için her yıl Mekke yakınlarında kurulan Ukâz, Mecenne ve Zülmecâz panayırlarına gitmekteydi. Zülmecâz panayırında insanlara Müslümanlığı anlatırken Ebû Leheb kendisini takip ederek onu yalanlar, hatta vücudu kanayıncaya kadar üzerine taş atardı (İbn İshak, s. 215; İbn Sa‘d, VI, 42). Resûlullah, Zülmecâz’da da her kabilenin yanına ayrı ayrı giderek İslâm’a davet faaliyetini sürdürmesine rağmen bundan olumlu bir sonuç alamadı. İbn Sa‘d, hicretten önce Evs kabilesinin önemli bir kolu olan Abdüleşheloğulları’ndan on beş kişilik bir grubun Ebü’l-Hayser Enes b. Râfi‘ başkanlığında Medine’den Mekke’ye gelip Hz. Peygamber’le Zülmecâz panayırında görüştüğünü ve Hz. Peygamber’in onları İslâm’a davet ettiğini belirtmektedir (eŧ-Ŧabaķāt, I, 216-217; III, 438).

Genel olarak İslâm döneminde Arabistan panayırlarının iktisadî, siyasî ve içtimaî sebeplerle Câhiliye devrindeki canlılıklarını kaybetme sürecinden Zülmecâz da etkilendi. Özellikle Emevîler dönemindeki iç karışıklıklar yüzünden Hicaz bölgesinde yaşanan güven sorunlarının Zülmecâz’a katılanların önemli miktarda azalmasına yol açtığı anlaşılmaktadır. Belâzürî’nin rivayetine göre 66 (685-86) yılında Kâ‘b b. Rebîa kabilesinden bir grup, Kilâb b. Kurre b. Hübeyre el-Kuşeyrî ile birlikte Zülmecâz’a saldırmış, ancak bölgede etkili olan Hâricî lideri Necde b. Âmir onları bertaraf etmiş, Zülmecâz yakınlarında konaklayan Benî Cerm’in Benî Kuşeyr tarafından yağmalanan mallarını da kendilerine iade etmiştir (Ensâb, VII, 175, 186). Hâricîler’in de etkisiyle bölgede artan güvenlik sorunları daha sonraki dönemlerde de sürmüş ve panayırın tamamen kapanmasına yol açmıştır. Ezrakī’nin rivayetine göre 129 (747) yılında Hâricî lideri Ebû Hamza eş-Şârî’nin Mekke’yi işgalinin ardından önce Ukâz, ardından Mecenne ve Zülmecâz panayırları tarihe karışmıştır (Aħbâru Mekke, I, 131).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir