Akabe mescidi

7

 

Akabe mescidi
Mina’da bulunan Cemre-i Kübra (büyük şeytan)dan
Mekke-i Mükerreme istikametine doğru az ilerde sağ tarafta
bir mescit bulunmaktadır. Bu mescide Akabe Mescidi veya
Biat Mescidi denmektedir. Bu mescidin bulunduğu yerde tarihin
akışını değiştiren biat olayı yaşanmıştır. Bu büyük olayın
anısına yapılan bu mescid, tarih boyunca birçok defa yenilenmiştir.
Bizim için önemli olan, bu mescidin bulunduğu
yerin hatırasıdır. Burası, hac mevsiminde Medine’den gelen
sahabilerin Resûlullah (s.a.s.) ile buluşarak ona biat ettikleri
yerdir.
Bilindiği gibi Resûlullah (s.a.s.), bütün benliğiyle insanları
hidayete ulaştırmak için çabalıyordu. Bu hususta elinden


gelen bütün gayreti gösteriyordu. Resûlullah (s.a.s.)’ın uzun
süren bu gayretleri nihayet önemli bir karşılık bulmuştu. Bir
hac mevsiminde Peygamber Efendimiz (s.a.s.), Yesrip’ten gelen
ve Hazrec kabilesine mensup bulunan altı kişiyle karşılaştı
ve onlara İslâm’ı tebliğ etti. Bu kişiler son bir peygamber
geleceğini Yahudilerden duymuşlardı. Bu Hazreçliler, Allah Resûlü (s.a.s.)’nün
davetini kabul ettiler ve Müslüman oldular. Bir sene sonra Medine’den on
iki kişi Müslüman olarak gelip Allah Resûlü (s.a.s.)’ne burada biat ettiler.
Bu yapılan biata ‘Birinci Akabe Biatı’ denildi. Bu biattan sonra Resûlullah (s.a.s.), Musab b. Umeyr (r.a.)’ı Kur’an-ı Kerim’i ve İslâm’ı onlara öğretmek üzere görevlendirerek yanlarına verdi.
Mus’ab b. Umeyr (r.a.)’in ve bu sahabilerin gayretleri sonucu
ertesi sene, Medine’den yetmiş iki erkek ve iki de kadın,
Allah Resûlü (s.a.s.) ile Akabe’de buluştular. Allah
Resûlü (s.a.s.)’ne biat ederek onu canları, malları ve ırzları
gibi koruyacaklarına söz verdiler. Ayrıca Resûlullah (s.a.s.)’ı
Medine’ye hicret için davet ettiler. Bu biatte Hz. Peygamber’in
amcası Abbas (r.a.) da bulunmuş ve Medinelilere verdikleri
söz ile nasıl büyük bir tehlike ile karşı karşıya geleceklerini
anlatmıştır. Verdikleri sözün ne anlama geldiğini açıklayarak,
Allah Resûlü (s.a.s.)’nü koruyamayacaklarsa onu Medine’ye
çağırmamalarını ve Mekke’de tebliğine devam etmesinin gerekliliğini
söylemiştir. Onlar, biatlarının ne anlama geldiğini
bildiklerini ve İslâm için bütün bu tehlikeleri göze aldıklarını
söyleyerek söz verdiler.
Bu biatla Hicret’in de yolu açılmış oldu ve tarihin akışını değiştirecek
büyük değişim süreci hız kazandı. Bu, İslâm dininin
insanlara ulaştırılması için artık Medine-i Münevvere’nin merkez
seçilmesi anlamına da geliyordu. Dolayısıyla Yesrib’in Medine-i
Münevvere’ye dönüşüm süreci de böylece başlamış oldu.İşte Akabe, bu büyük olayın yaşandığı yerdir. Akabe’den
geçerken Müslüman, bu kuytu köşede Resûlullah (s.a.s.)’ın
İslâm’ı nasıl güçlüklerle insanlara ulaştırdığını, bunun için
ne kadar sıkıntılar çektiğini ve ilk müslümanların İslâm için
nasıl hayatlarını, mallarını, canlarını ve her şeylerini ortaya
koyduklarını bir kez daha hatırlamalı ve İslâm için ne yapıp
yapamadığı hususunda kendi konumunu bir gözden geçirmelidir.
Akabe biatları, Medineliler için hayatlarının olumlu anlamdaki
en büyük değişimi idi. Acaba kutsal iklime yaptığımız
yolculuk olumlu anlamda bizim hayatımızda ne gibi bir
değişim meydana getirecektir? Bundan böyle Hz. Peygamberin
getirdiği evrensel ilkeleri benimseme ve hayata geçirme
bağlamında hayatımızda herhangi bir gelişim olacak mıdır?
İşte Akabe’de bunun muhasebesi yapılmalıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir