Hatice Validemiz’in kabri şerifi

22222222222
Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ecdadından Kusay’ın buraya defnedilmesiyle birlikte mezarlık olarak kullanılmaya başlanan, günümüzde de aynı hizmeti devam ettiren Cennet-i Muallâ, Ümmü’l-Müminîn Hatice Validemiz’in kabr-i şeriflerini de barındırıyor.

Kâbe-i Muazzama’nın etrafını çevreleyen Mekke şehri, İslâmiyet öncesi devirlerde iki kısma ayrılmıştı: ‘Ma’lât’ ve ‘Mesfele’. Şehrin alt ve üst mahallelerini anlatan bu ifadeler ‘a’lâ’ ve ‘esfel’ ile aynı kökten geliyor. Ma’lât ismi zamanla ‘Muallâ’ haline dönüşmüş. ‘Hacun’ da denilen semt Türkler arasında ‘Cennet-i Muallâ’ olarak bilinen Muallâ kabristanını da barındırıyor.

Muallâ, Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ecdadından Kusay buraya defnedildikten sonra mezarlık haline geldi. Efendimiz’in dedesi Abdülmuttalib ve amcası Ebû Talib ile evlâd-ı mükerremi Kasım da burada medfun. Cennet-i Muallâ’ya ziynet veren en kutlu sima ise Sultan-ı Kevneyn Efendimiz’e herkesten evvel iman getirip canıyla, malıyla, bütün varlığıyla destek olan, Hazret-i İbrahim’den başka bütün evlatlarının annesi, günümüze kadar uzayıp giden seyyidler zincirinin büyük anneleri, cümle mümin ve müminâtın validesi Hatice binti Huveylid ibni Esed (r.anhâ) Validemiz.
Soysa soy, şerefse şeref, asaletse asalet, iffetse iffet, zenginlikse zenginlik, cemalse cemal, bütün üstünlüklerle müzeyyen olarak Resûl-i Ekrem’in (sallallahu aleyhi ve sellem) nikahı altına giren muhtereme validemiz, yirmi beş yıl süren kutlu bir evlilik hayatından ve İslâm’ın ilk yıllarındaki bütün sıkıntılara göğüs gerdikten sonra âlemini değiştirdi, Cennet-i Muallâ’ya sırlandı.
Hazreti Haticetü’l-Kübra’nın kabr-i saadeti, hicrî 729, miladî 1328-29 senesine kadar bilinmiyordu. Bu tarihte salih bir zat tarafından keşfolundu ve üzerine sanduka yaptırıldı. Kanunî Sultan Süleyman da kabri mükellef bir türbe ile örttü. Mekke halkı eskiden her ay başında Hatice Validemiz’in kabr-i şeriflerini ziyaret ederek Kur’an-ı Kerim hatimleri okurlar, arkasından Mevlid-i Şerif kıraat ederlerdi. Harem-i Peygamberî olduğu için türbede hanım bir türbedar hizmet eder, erkekler edeben içeriye girmezlerdi.
Türbe-i Ümmü’l-Müminîn Hatice (r.anhâ), Cennet-i Muallâ’daki diğer kabirlerle birlikte 1926 yılında yıktırıldı. Evliya Çelebi kendi zamanında Cennet-i Muallâ’daki türbelerin sayısını 75 olarak veriyor. Bu türbelerden biri de 1926 yılında yıkılmadan önce Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) valide-i mükerremeleri Hazreti Âmine’ye aitti. Hazreti Âmine, Medine-i Münevvere’den Mekke’ye dönerken Ebvâ’da vefat etti. Ebvâ’daki kabri halen mevcut olan Hazreti Âmine Validemiz’in Cennet-i Muallâ’ya getirilip defnedildiğine dair rivayet bulunduğundan burada da kendisine nisbet edilen bir türbe bulunmaktaydı. Cennet-i Muallâ, günümüzde de mezarlık olarak kullanılıyor

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir