Bi-ri maune şuhedasının(makberleri)

koyy

otlatmakla meşgul olan Münzir b. Muhammed ile Amr b. Umeyye14 dışında herkes şehit edilmiştir. Münzir b. Muhammed, ‘Âmir b. Münzir’in şehit olduğu yerde ben yaşayamam.’ diyerek tek başına müşriklere saldırır ve birkaç kişi öldürdükten sonra şehit edilir. Bu bir sahabi firasetidir ve fenafi’l-ihvan düsturunun en yüksek seviyedeki canlı örneğidir.
Seriyyede söz konusu düsturla ilgili bir başka canlı örnek ise Urve b. Esmâ’dır. Mensup bulunduğu Süleym oğulları kabilesiyle Amir b. Tufeyl arasında dostluk anlaşması vardı. Bu sebeple Müslümanları kuşatan müşrik ordusu ona hususi eman vermişti. Urve ise ‘Ben ne onların emanını kabul ederim, ne de arkadaşlarımın vurulup şehit düşecekleri yerden kendimi ayırmak, kayırmak isterim’ diyerek, onların emanlarını reddetmiştir. Sonra da o güzide dostlarıyla birlikte şehit olmuştur. Fizikî engelli olan Ka’b b. Zeyd ise, daha sonra katıldığı Hendek savaşında şehit edilir. Ka’b, Hendek’te şehit düşen altı sahabiden birisidir ve Bi’r-i Meûne’de bıraktığı arkadaşlarına Hendek Gazvesi’nde kavuşur
Amr b. Umeyye de ilk Müslüman olan sahabelerdendir. Hz. Hatice Validemiz’in akrabası olan bu büyük sahabe Habeşistan’a hicret etmiş, oradan da yıllar sonra Medine’ye gelmiştir. Hicretin bereketini hakkıyla îfa eden Amr b. Umeyye Medine’ye Bi’r-i Meûne arefesinde gelmiş ve hiç tereddüt etmeden söz konusu sefere katılmıştır. Amr, Efendimiz’in (s.a.s.) Ümm-i Habibe Validemiz’le nikâhını kıymakla da şereflenmiş bir sahabedir. Mudarlı olduğu için serbest bırakılan Amr, Medine’ye dönerken, Allah Resûlü ile sulh anlaşması yapmış iki Benî Âmirli’yle karşılaşır ve konu hakkında bilgisi olmadığı için onları düşman tarafından zannederek öldürür. Düşman tarafında da olsa hakkın hatırını devamlı âli tutan Efendimiz (s.a.s.), Amr b. Umeyye’yi araştırmadan yaptığı bu işten dolayı azarlar ve bu ölen iki kişi için kabilesine diyet ödenmesi emrini verir.
Münzir b. Amir ise İkinci Akabe’de Efendimiz’e biat eden ve İslâm öncesi okur-yazar ender insanlardan birisidir. Münzir, hem vahiy kâtibi hem de ashabı suffenin ileri gelenlerindendir. Onun liderliğinden dolayı, Bi’r-i Meûne seriyyesi bazen seriyyetu Munzir b. Amir olarak isimlendirilmektedir. Vefa Peygamberi (s.a.s.) yıllar sonra Münzir’in amcasının oğlu, yeni doğmuş erkek çocuğu için isim istediğinde, Münzir’in ismini vermiştir.
Amir b. Fuheyr ise, Daru’l-Erkam’dan önce Müslüman olmuş ilklerdendi. Bu büyük sahabi Hz. Ebû Bekr’in (r.a.) Mekke’deyken hürriyetine kavuşturduğu kölelerdendir. Amir b. Fuheyr, Hz. Aişe Validemiz’le Medine’ye hicret etmiştir. Amir’in katili Cebbar b. Selma (Sulma) onun son sözlerini şöyle anlatır: “Müslümanlardan beni İslâmiyet’e davet eden bir adama, iki omuzu arasından mızrağımı sapladım! Mızrağımın demirinin onun göğsünden çıktığını gördüm! Kendisinin: ‘Vallahi, kazandım gitti!’ dediğini işittim. Kendi kendime: ‘Neyi kazandı ki?! Ben adamı öldürmüş değil miyim?’ dedim. Daha sonra Amir’in cesedinin göğe yükseltildiğini müşahede ettim. Bu sözlerinin mânâsını Dahhâk b. Sufyân’a sorduğumda bana ‘cennet’ olduğunu söyledi. Müslümanlığı benimsememe de bu olaylar vesile olmuştur. Kendisi şehit olurken başkasının mânevî dirilişine vesile olan Amir b. Fuheyr vefat ettiğinde kırk yaşındaydı.
Haram b. Milhan ve Süleym b. Milhan bu seferde yer alan iki kardeş sahabidir ve meşhur sahabe Enes b. Malik’in dayılarıdır. Seriyye’nin reisi karşı tarafa Allah Resûlü’nün mesajını kim iletecek dediğinde, vakit kaybetmeden ortaya atılan Haram b. Milhan, muhataplarına şöyle seslenmiştir: Ey Bi’r-i Maûne halkı, ben Allah’ın Elçisi’nin elçisiyim, Allah’a ve Resûlü’ne iman edin.’ Maalesef getirdiği mektuba bakma ihtiyacı bile duymayan müşrik lider İbn Tufeyl, Haram b. Milhan’ı orada mızrakla şehit ettirmiştir. Haram’ın son sözleri tıpkı Amir b. Füheyr’inki gibidir:فُزْتُ وَرَبِّ الْكَعْبَةِ (Kabe’nin Rabbi’ne yemin olsun ki kazandım.) Bedir ve Uhud’a kardeşiyle birlikte iştirak eden bu kutlu sahabiler de hayatlarının baharında âhirete intikal etmiş öncülerdendir. Süleym b. Milhan hakkında Tabakat yazarları, arkasından gelen hiçbir varisi yoktu, kaydını düşer. Vefat ettiklerinde dünyaya ait ne mal ne de çocukları vardı.
Haris b. Simme de Ensar arasında İslâm’ı kabul eden ilklerdendir. Bedir’e giderken yolda rahatsızlandığı için geri dönmüş; fakat Efendimiz ona, halis niyetinden dolayı ganimetten pay vermiştir. Uhud’da ise Efendimiz’e (s.a.s.) vefat edinceye kadar kendisiyle beraber olacağına dâir söz veren Hz. Haris, bu sözünü çok geçmeden Bi’r-i Meûne’de yerine getirmiştir.
Nafi b. Budeyl ise, babasından önce İslâm’la şereflenmiş genç bir sahabidir. Kardeşleri Abdurrahman, Seleme ve Abdullah da sahabedir. Nafi, Bi’r-i Meûne’de ilk şehit olan sahabilerdendir.
Riab b. Huneyf de genç yaşta Bi’r-i Meûne’de şehit edilen sahabilerdendir. Oğlu İsmet b. Riab Hudeybiye’de Allah Resûlü’ne biat etmiş ve Yemame’de şehit düşmüştür. Riab’ın babası Huneyf ise Mute’de şehit olmuştur. Ailece şehit olan bu büyük sahabi hakkındaki bilgimiz maalesef sadece yukarıdaki tespitlerden ibarettir.
Hakem b. Keysan, Resûl-i Ekrem’in (s.a.s.) azılı düşmanlarından olan Ebû Cehil’in babası Hişam b. Muğire’nin kölesiydi. Hicretin ilk yılındaki bir seriyyede Mikdad b. Amr onu esir olarak Medine’ye getirir. Hakem, Efendimiz’in (s.a.s.) ölmüş kalblere hayat bahşeden sohbet ve nasihatı neticesi Müslüman olur. Sonra da şehit oluncaya kadar Efendimiz’in (s.a.s.) yanından ayrılmaz.
Haklarında çok az bilgi sahibi olduğumuz bazı kardeş sahabiler de Bi’r-i Meûne’de dikkatleri çekmektedir. Muaz b. Mais(z) ile Âiz b. Mais(z) bunlardan biridir. Bedir’de yaralanan Muaz, Bi’r-i Meûne’ye koşarak gitmiştir. Bu iki kardeşten birisi Suveybit b. Haram diğeri de meşhur hafız sahabi Salim ile kardeş yapılmıştır. Bu uhuvvet dairesi onların Kur’ân’a hizmet konusundaki faaliyetleri hakkında bize yeterli ipucu sunmaktadır.
Enes b. Muaz ve Ubeyy b. Muaz, Bi’r-i Meûne’de dikkat çeken diğer kardeş şehitlerdir. Ailece Bedir ve Uhud’a iştirak eden bu büyük insanlar son nefeslerine kadar hayatlarını İnsanlığın İftihar Tablosu’nun getirdiği dini tebliğe adamışlardır.26 Sufyan b. Sabit ve Malik b. Sabit hakkında ise kardeş oldukları dışında hiçbir bilgiye rastlayamadık. Bu iki genç sahabi de diğerleri gibi üstlendikleri misyonun hakkını sonuna kadar vermeye çalışmış, sonra da haklarında İlâhi hüküm gerçekleşince, canlarını da bu yolda feda etmişlerdir. Bu seriyyede hem oğlu hem de yeğeniyle birlikte omuz omuza mücadele ettikten sonra ruhlarını Rahman’a teslim eden kutlu bir aile de vardır; Sa’d b. Amr, oğlu Tufeyl b. Sa’d ve yeğeni Sehl b. Amir es-Sa’d ile birlikte şehit olmuşlardır.
Bu seferde şehit olan İbn Amir gibi Harise b. Levzân da yaşadığı dönemde okuma yazma bilen ender sahabilerden biriydi. Es’ad b. Yezid de hem Bedir hem Uhud’a iştirak etmiş, Bi’r-i Meûne yolu göründüğünde de hiç tereddüt etmeden yerini alarak şehadet şerbetini içmiştir.Tıpkı Süleym b. Milhan gibi, Tabakat kitapları Es’ad b. Yezid’in de arkasında bir mirasçı bırakmadığını kaydetmektedir.
Bu fedakâr insanların arkalarında bir mirasçı bırakmamaları ya çok genç yaşta şehit olmaları ya da îlâ-yı kelimetullah vazifesiyle meşguliyetin onlara böyle bir fırsatı vermemesiyle izah edilebilir. Akabe’de İslâm’ı kabul eden ve şehit oluncaya kadar her seferde yerini alan Abbâd (Abdullah) b. Kays, Bedir kahramanlarından Halid b. Ka’b ve haklarında sadece Bi’r-i Meûne’de şehit oldu bilgisi dışında herhangi bir malumata rastlamadığımız Dahhâk b. Amir, Kutbetu b. Abd Âmir, Halid b. Sabit de bu ilk halkanın kutlu şahsiyetlerindendir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir