Medine İle İlgili Ayet-i Kerimeler

medine ile ilgili ayetler

Sûrenin Mekkî veya Medenî olduğunu bilmek nakle bağlıdır.
Maamafih ulemâ bu hususta şu kaideleri kurmuşlardır:

1- Farzlara ve ahkâma dair olan âyetlerin ekserisi Medenîdir. Mekkîler din
usulüne ve tevhide dâvet eder. Şirki yıkarak kalbleri reziletten temizleyip güzel ahlâkı kurmaya çalışır, hikmete uygun olan da budur. Çünkü Resulüllah (S.A.V) geldiği zaman onların içine şirk yerleşmiş, putlara tapıyorlardı. Âhiret hayatını, sevab ve ikab düşünmüyorlardı. Böyle koyu cehalet ve dalâlet içinde yüzen müşriklere miras veya alım satım kanunları vazolunacak değildi. Evvelâ kalblerine kök salmış olan şirk ve şer köklerini koparıp kazımak, onları daldıkları günah bataklığından çıkarıp temizlemek lâzımdı.
Onun için Kur’an onlara Allah’ı hatırlatıyor, adalet, ihsan, vefa gibi ahlâkın yüksek faziletlerini tavsiye ediyordu. Yalan, zina, adam öldürmek, evlâtlarını diri diri toprağa gömmek, alış verişte hile yapmak, eksik tartmak gibi kötü huylardan, küfür ve şirkten nehiy ediyordu.
Alışveriş gibi muâmeleler, adam öldürme, zina, iftira ve hırsızlık cezaları, evlenme ve boşanma usûlleri, bunlar Medine’de teşriî ve tesis olunmuştur.

2- “Ya eyyühen-nâs” (ey insanlar) diye başlayan âyetler Mekkîdir. Bunun aksine “Ya eyyühel-lezine âmenu” (ey inananlar) diye hitap edenler Medenîdir. Yâni Medine’de kendilerine hitap edilecek büyük bir İslâm kitlesi olmuştur. Bununla beraber bu kaide kuvvetle muhtemeldir, istisnası olabilir.

3- Mekkî sûreler kısadır. Çetin bir üslûpla mücadele ruhu taşır. “Kellâ” (Hayır!) gibi zorba harflerle başlar. Azılı düşmanlara dehşetle hitap eder. Kureyş cebabiresine tesir yapacak gibi hitaplar vardır. Medine’de korkak Yahudilere böyle hitaba lüzum yoktu. Medenî âyetler uzundur. Üslûp sâkindir. Meselâ, “Amme” cüz’ü Mekkîdir: Ayetler 570’dir. “Kadsemia” Medenîdir, âyetleri 137’dir. Yarım cüz olan Mekkî Şuara sûresi 227 âyettir. Yine yarım cüz olan Medenî Enfal sûresi 75 âyet tutar.

4- Mekkî sûreler ruhanî cezbeler, tatlı musikî âhenklerle doludur. Medenî sûreler derin derin düşüncelere sevkeder.

5- Mekkî sûrelerdeki elfazda azamet ve ihtişam vardır. Kelimeler dolu ve ağırdır. Medenî sûrelerde daha ziyade dinî elfaz ve ahkâm ıstılahları bulunur. Kanun dili gibi dolgundur.

6- Mekkî sûrelerde geçen ümmetlerin kıssalarından bahis vardır. “Onların ahvalinden ibret alın” der. Nasihatla ve vaazlarla doludur. Medenî sûrelerde ise feraiz, had cezaları, cinayet, ahvali şahsiyeden bahsolunur, a’mâl ve ibadetler zikredilir.

7- Mekkî sûrelerde Yahudi ve Hıristiyanlardan bahis yoktur. Oradaki mücadele müşriklerle idi. Medenî sûrelerde ise Yahudi ve Nasârâ yani Hıristiyan ile münafıklardan bahsolunur.

8- Mekkî sûrelerde cihad yoktur. Dâvet ve tebliğ, inzâr ve tehdit vardır. Medenî sûrelerde cihad âyetleri ve kıtal vardır. Medenî âyetlerin sayısı 1456 dır. Kalanı Mekkîdir.

Medine hakkında ayetler

Mumsema Çevrenizdeki bedevilerden münafık olanlar vardır ve Medine halkından da nifakı alışkanlığa çevirmiş olanlar vardır. Sen onları bilmezsin biz onları biliriz. Biz, onları iki kere azablandıracağız sonra onlar büyük bir azaba döndürülecekler. (9/101)

Medine halkına ve çevresindeki bedevilere Allah’ın elçisinden geri kalmaları kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk bir yorgunluk ‘dayanılmaz bir açlık’ (çekmeleri) kâfirleri ‘kin ve öfkeyle ayaklandıracak’ bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez. (9/120)

Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: “Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok şu halde dönün.” Onlardan bir topluluk da: “Gerçekten evlerimiz açıktır” diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı. (33/13)

Andolsun eğer münafıklar kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa gerçekten seni onlara saldırtırız sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler. (33/60)

Kendilerinden önce o yurdu (Medine’yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin ‘cimri ve bencil tutkularından’ korunmuşsa işte onlar felah (kurtuluş) bulanlardır. (59/9)

Derler ki “Andolsun Medine’ye bir dönecek olursak gücü ve onuru çok olan düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp-çıkaracaktır.” Oysa izzet (güç onur ve üstünlük) Allah’ın, O’nun Resûlü’nün ve mü’minlerindir. Ancak münafıklar, bilmiyorlar. (63/8)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir